Mersin Velayet Avukatı

Mersin Velayet Avukatı

Boşanma sürecinde en hassas ve en çok tartışılan konuların başında çocukların velayeti gelir. Velayet, anne ve babanın çocuk üzerindeki bakım, eğitim, koruma ve temsil hak ve yükümlülüklerini kapsayan hukuki bir kavramdır. Boşanma kararıyla birlikte bu hak ve yükümlülükler ebeveynlerden birine verilir ve velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı düzenlenir.

Altuntaş Avukatlık Bürosu olarak, Av. Çiğdem Altuntaş Bayhan önderliğinde Mersin’de velayet davalarında çocuğun üstün yararını esas alarak müvekkillerimize hukuki destek sunuyoruz. 14 yılı aşkın deneyimimiz ve 1000’den fazla başarıyla sonuçlandırılmış davamızla, velayet sürecinin her aşamasında yanınızdayız. Velayet davalarının hassasiyetinin bilincinde olarak, hem ebeveynlerin hem de çocukların haklarını titizlikle koruyoruz.

Velayet davanız için uzman hukuki desteğe ihtiyacınız mı var?

Av. Çiğdem Altuntaş Bayhan ile görüşün:

Telefon: 0505 773 47 01 | WhatsApp: 0505 773 47 01

Adres: İhsaniye Mh. 4903 Sk. No: 20, Güneş Plaza Kat: 3 D: 16, Akdeniz/Mersin

Velayet Nedir?

Velayet, Türk Medeni Kanunu’nun 335-351. maddeleri arasında düzenlenen, anne ve babanın ergin olmayan çocukları üzerindeki hak ve yükümlülüklerinin bütünüdür. Velayet hakkı, çocuğun bakımı, eğitimi, korunması, yasal temsilciliği ve mallarının yönetimini kapsar.

Evlilik birliği devam ettiği sürece velayet hakkı anne ve babaya birlikte aittir (TMK m. 336). Boşanma halinde ise velayet ebeveynlerden birine verilir. Türk hukukunda boşanma sonrasında ortak velayet düzenlemesi uzun süre tartışmalı olmuş, ancak Yargıtay’ın güncel kararları ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde bu konuda gelişmeler yaşanmaktadır.

Velayet Davası Türleri

Velayet konusu, farklı dava türleri kapsamında gündeme gelebilir.

Boşanma Davasında Velayet

Velayet talebi en sık boşanma davası kapsamında ileri sürülür. Anlaşmalı boşanma davasında velayetin kime verileceği eşlerin protokolüyle belirlenir. Çekişmeli boşanma davasında ise hakim, tarafların taleplerini ve delilleri değerlendirerek velayet konusunda karar verir.

Velayet Değişikliği Davası

Boşanma sonrasında velayeti alan ebeveynin koşullarının değişmesi veya çocuğun menfaatinin gerektirmesi halinde, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn velayet değişikliği davası açabilir. Bu dava türü, boşanma davasından bağımsız olarak açılır ve Aile Mahkemesi’nde görülür.

Velayetin Kaldırılması Davası

Çocuğun menfaatinin ciddi biçimde tehlikeye düştüğü durumlarda, TMK m. 348 uyarınca velayetin kaldırılması talep edilebilir. Bu dava, olağanüstü hallerde gündeme gelir ve mahkemenin velayet hakkını tamamen kaldırmasını gerektirir.

Velayetin Belirlenmesinde Temel İlke: Çocuğun Üstün Yararı

Velayet davalarında hakimin kararını belirleyen en temel ilke, çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 3. maddesinde ve TMK’nın ilgili maddelerinde yer almaktadır. Çocuğun üstün yararı kavramı, çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminin en iyi şekilde sağlanacağı koşulların gözetilmesini ifade eder.

Hakim, velayet kararını verirken çocuğun üstün yararını belirlemek için birçok faktörü dikkate alır:

Çocuğun Yaşı ve Gelişim Dönemi

Çocuğun yaşı, velayet kararını etkileyen önemli bir faktördür. Özellikle küçük yaştaki çocuklar (0-6 yaş arası) için anneye olan bağımlılık dikkate alınır ve uygulamada bu yaş grubundaki çocukların velayeti genellikle anneye verilir. Ancak bu kesin bir kural değildir; her somut olayda çocuğun gerçek ihtiyaçları değerlendirilir.

Okul çağındaki çocuklar için eğitim ortamının sürekliliği, arkadaş çevresi ve sosyal çevre de dikkate alınır. Ergenlik dönemindeki çocuklar için ise çocuğun kendi tercihine daha fazla ağırlık verilir.

Çocuğun Görüşünün Alınması

TMK m. 339 ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi gereğince, yeterli idrak gücüne sahip çocuğun görüşü alınmalıdır. Uygulamada genellikle 8 yaşından itibaren çocuğun görüşüne başvurulmaktadır. Ancak çocuğun görüşü bağlayıcı değildir; hakim, çocuğun tercihini diğer faktörlerle birlikte değerlendirerek nihai kararını verir.

Çocuğun beyanı alınırken, çocuğun ebeveynlerden biri tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği de dikkatle incelenir. Bu nedenle çocuğun beyanı genellikle pedagog veya psikolog eşliğinde alınır.

Ebeveynlerin Kişisel ve Ekonomik Durumu

Hakimin velayet kararı verirken değerlendirdiği diğer faktörler şunlardır:

  • Ebeveynlerin barınma koşulları: Çocuğa uygun bir yaşam ortamı sunulup sunulamayacağı
  • Ekonomik durum: Çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesi (ancak ekonomik durum tek başına belirleyici değildir; iştirak nafakası ile denge sağlanır)
  • Ebeveynlerin çalışma koşulları: Çocukla ilgilenebilme imkanı ve zamanı
  • Ebeveynlerin sağlık durumu: Fiziksel ve ruhsal sağlık
  • Ebeveynlerin ahlaki yapısı: Çocuğa olumlu bir rol model olma kapasitesi
  • Ebeveynlerin sosyal çevresi: Aile desteği, akraba ilişkileri
  • Ebeveynlerin çocukla ilişkisi: Duygusal bağ, çocuğun ebeveyne güveni

Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi

Birden fazla müşterek çocuk bulunan boşanmalarda, kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi önem taşır. Yargıtay kararlarına göre, kardeşlerin birlikte büyümeleri çocukların duygusal gelişimi açısından son derece önemlidir ve mümkün olduğunca aynı ebeveynin yanında kalmaları tercih edilir. Ancak somut olayın koşulları gerektiriyorsa kardeşlerin farklı ebeveynlere verilmesi de mümkündür.

Uzman Görüşü ve Sosyal İnceleme Raporu

Velayet davalarında hakim, karar vermeden önce genellikle sosyal inceleme raporu (SİR) alınmasına karar verir. Bu rapor, Aile Mahkemesi’ne bağlı uzmanlar (psikolog, pedagog, sosyal hizmet uzmanı) tarafından hazırlanır. Uzmanlar, her iki ebeveynin yaşam koşullarını yerinde inceler, ebeveynlerle ve çocukla görüşmeler yapar ve çocuğun hangi ebeveyn yanında kalmasının daha uygun olacağına ilişkin görüşlerini rapora yansıtır.

Sosyal inceleme raporu, hakimin kararını büyük ölçüde etkileyen önemli bir belgedir. Bu nedenle rapor hazırlığı sırasında avukatın müvekkilini doğru biçimde yönlendirmesi ve hazırlaması kritik önem taşır.

Velayet Değişikliği Davası

Boşanma sonrasında velayet kendisine verilen ebeveynin koşullarının değişmesi veya çocuğun menfaatinin gerektirmesi halinde, velayet değişikliği davası açılabilir. TMK m. 183 ve m. 349, velayet değişikliğinin hukuki temelini oluşturur.

Velayet Değişikliği Davası Açma Sebepleri

Velayet değişikliği davası açılabilmesi için mevcut durumun çocuğun yararına olmadığını gösteren yeni olguların ortaya çıkmış olması gerekir. Bu olgular şunlar olabilir:

  • Çocuğun ihmal edilmesi: Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakımını, eğitimini veya sağlığını ihmal etmesi
  • Fiziksel veya psikolojik şiddet: Çocuğa veya çocuğun yanında ebeveyne şiddet uygulanması
  • Yaşam koşullarının kötüleşmesi: Velayet sahibi ebeveynin maddi veya manevi koşullarının ciddi biçimde bozulması
  • Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı: Velayet sahibi ebeveynin bağımlılık sorunu yaşaması
  • Kişisel ilişki hakkının engellenmesi: Velayet sahibi ebeveynin, diğer ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurmasını sürekli olarak engellemesi
  • Çocuğun isteği: Yeterli idrak gücüne sahip çocuğun diğer ebeveynle yaşamak istemesi
  • Ebeveynin yeni evliliği: Yeni evlilik tek başına velayet değişikliği sebebi olmamakla birlikte, yeni eşin çocuğa olumsuz davranması halinde gündeme gelebilir
  • Ebeveynin taşınması: Velayet sahibinin başka bir şehre veya ülkeye taşınması ve bunun çocuğun yaşamını olumsuz etkilemesi

Velayet Değişikliği Davasının Süreci

Velayet değişikliği davası, Aile Mahkemesi‘nde açılır. Davacı, velayetin değiştirilmesini gerektiren sebepleri ve bu sebepleri destekleyen delilleri mahkemeye sunar. Mahkeme, sosyal inceleme raporu alır, tanıkları dinler ve gerekirse çocuğun görüşünü alır. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda çocuğun üstün yararına göre karar verir.

Bu süreçte deneyimli bir Mersin velayet avukatının rolü hayati önem taşır. Doğru delillerin toplanması, etkili bir savunma stratejisinin oluşturulması ve duruşma sürecinin yönetilmesi profesyonel hukuki destek gerektirir.

Kişisel İlişki Kurma Hakkı

Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğuyla kişisel ilişki kurma hakkı, TMK m. 323’te düzenlenmiştir. Bu hak, hem ebeveynin hem de çocuğun temel haklarından biridir ve çocuğun sağlıklı gelişimi için büyük önem taşır.

Kişisel İlişki Düzenlemesi Nasıl Yapılır?

Kişisel ilişki düzenlemesi, boşanma kararında veya ayrı bir dava ile belirlenir. Düzenlemede genellikle şu hususlar yer alır:

  • Hafta içi ve/veya hafta sonu görüşmeleri: Hangi günlerde, hangi saatlerde ve nerede görüşme yapılacağı
  • Dini ve resmi bayramlar: Bayram tatillerinde çocuğun hangi ebeveynle kalacağı
  • Yaz tatili: Okulların tatil olduğu dönemde uzun süreli görüşme düzenlemesi
  • Sömestr tatili: Yarıyıl tatilinde görüşme planı
  • Özel günler: Çocuğun doğum günü, ebeveynlerin doğum günleri
  • Yurtdışı seyahat: Kişisel ilişki kapsamında yurtdışına çıkış koşulları

Kişisel ilişki düzenlemesi, çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir. Küçük çocuklar için daha kısa ama sık görüşmeler, okul çağındaki çocuklar için hafta sonları ve tatil dönemlerinde daha uzun süreli görüşmeler düzenlenir.

Kişisel İlişki Hakkının Engellenmesi

Velayet sahibi ebeveynin, karşı tarafın çocukla kişisel ilişki kurmasını engellemesi hukuka aykırıdır. Bu durumda engellenen ebeveyn:

  • İcra yoluyla kişisel ilişki kararının uygulanmasını talep edebilir
  • Kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesi davası açabilir
  • Velayet değişikliği davası açabilir
  • Şikayet yoluyla cezai süreç başlatabilir

Kişisel ilişkinin sürekli olarak engellenmesi, velayet değişikliği davası için önemli bir gerekçe oluşturur.

Velayetin Kaldırılması

TMK m. 348’de düzenlenen velayetin kaldırılması, en ağır velayet tedbiridir ve olağanüstü durumlarda uygulanır. Velayetin kaldırılmasını gerektiren haller şunlardır:

  • Ana veya babanın deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeple velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi
  • Ana veya babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması

Velayet kaldırıldığında çocuğa bir vasi atanır veya çocuk koruma altına alınır. Velayetin kaldırılması kararı, koşulların değişmesi halinde kaldırılabilir ve velayet tekrar ebeveyne verilebilir.

Velayet Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler

Velayet davası yürütürken müvekkillerin dikkat etmesi gereken bazı kritik hususlar vardır:

Çocuğu araç olarak kullanmayın: Velayet davası sürecinde çocuğu eşe karşı bir silah olarak kullanmak, hem çocuğun psikolojisine zarar verir hem de mahkemede olumsuz bir izlenim yaratır.

Çocuğu karşı ebeveyne karşı kışkırtmayın: Çocuğu diğer ebeveynine karşı olumsuz etkilemeye çalışmak (“ebeveyn yabancılaştırma sendromu”), mahkeme tarafından olumsuz değerlendirilir ve velayet kararını etkiler.

Düzenli bir yaşam sürdürün: Velayet davası süresince çocuğa düzenli, güvenli ve sağlıklı bir yaşam ortamı sunulması büyük önem taşır.

Sosyal inceleme raporuna hazırlıklı olun: Uzmanların ev ziyareti yapacağını bilerek yaşam alanınızı çocuğa uygun hale getirin ve görüşmelere açık ve samimi bir şekilde katılın.

Kişisel ilişki hakkına saygı gösterin: Velayet sizde olsa bile, karşı tarafın çocukla kişisel ilişki kurma hakkına saygı göstermek, sizin lehine değerlendirilecektir.

Velayet davanızda çocuğunuzun ve sizin haklarınızı korumak için profesyonel destek alın.

Telefon: 0505 773 47 01

WhatsApp: WhatsApp ile hemen yazın

Velayet ve Nafaka İlişkisi

Velayet kararı, nafaka düzenlemesiyle doğrudan bağlantılıdır. Velayeti alan ebeveyn, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkı sağlanması için diğer ebeveynden iştirak nafakası talep eder. İştirak nafakası, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder ve çocuğun ihtiyaçlarına göre artırılabilir.

Velayetin değiştirilmesi halinde, nafaka yükümlüsü de değişir. Yeni velayet sahibi ebeveyn, diğer ebeveynden iştirak nafakası talep edebilir.

Uluslararası Velayet Davaları

Eşlerden birinin yabancı uyruklu olması veya çocuğun yurtdışında bulunması halinde, velayet davaları uluslararası boyut kazanır. Bu tür davalarda Lahey Sözleşmesi, ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuk normları devreye girer. Çocuğun bir ebeveyn tarafından hukuka aykırı olarak yurtdışına götürülmesi halinde ise Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi kapsamında iade prosedürleri uygulanır.

Altuntaş Avukatlık Bürosu, uluslararası unsur içeren velayet davalarında da müvekkillerine hukuki destek sağlamaktadır.

Mersin’de Velayet Davası: Neden Altuntaş Avukatlık Bürosu?

Velayet davaları, çocuğunuzun geleceğini doğrudan etkileyen son derece hassas davalardır. Bu davalarda doğru avukat seçimi, hem sizin hem de çocuğunuzun hakları açısından belirleyici önem taşır.

  • Av. Çiğdem Altuntaş Bayhan, Mersin Barosu’na kayıtlı (Sicil No: 2239), 14+ yıl aile hukuku deneyimine sahip deneyimli bir avukattır.
  • Yüzlerce velayet davasını başarıyla yönetmiş olup, çocuğun üstün yararını her zaman ön planda tutar.
  • Velayet davalarının hassasiyetini bilen ve müvekkillerine empati ile yaklaşan bir hukuk profesyonelidir.
  • Sosyal inceleme raporu sürecinde müvekkillerini detaylı biçimde hazırlar ve yönlendirir.
  • Mersin Aile Mahkemeleri’ndeki geniş deneyimi sayesinde yerel yargı pratiğine hakimdir.

Çocuğunuzun Geleceği İçin Doğru Adımı Atın

Velayet davanızda Av. Çiğdem Altuntaş Bayhan ile güçlü bir hukuki temsil için hemen arayın.

0505 773 47 01

WhatsApp ile hemen yazın | Online Randevu

İhsaniye Mh. 4903 Sk. No: 20, Güneş Plaza Kat: 3 D: 16, Akdeniz/Mersin

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

Velayet genellikle kime verilir?

Velayet kararı, çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda verilir. Kesin bir kural olmamakla birlikte, küçük yaştaki çocukların (0-6 yaş) velayeti genellikle anneye verilmektedir. Ancak her davada çocuğun bireysel ihtiyaçları, ebeveynlerin koşulları ve sosyal inceleme raporu dikkate alınarak karar verilir. Babanın daha uygun koşullar sunduğu durumlarda velayet babaya da verilebilir.

Velayet değişikliği davası ne zaman açılabilir?

Velayet değişikliği davası, mevcut koşulların çocuğun yararına olmadığını gösteren yeni olguların ortaya çıkması halinde her zaman açılabilir. Belirli bir süre bekleme zorunluluğu yoktur. Çocuğun ihmal edilmesi, şiddete maruz kalması, kişisel ilişki hakkının engellenmesi gibi durumlar velayet değişikliği davası açılmasının yaygın sebepleri arasındadır.

Çocuğun görüşü velayet davasında dikkate alınır mı?

Evet, yeterli idrak gücüne sahip çocuğun görüşü alınır ve değerlendirilir. Uygulamada genellikle 8 yaş ve üzeri çocukların görüşü sorulmaktadır. Ancak çocuğun beyanı tek başına belirleyici değildir; hakim, çocuğun tercihini diğer faktörlerle birlikte değerlendirir ve çocuğun yönlendirilip yönlendirilmediğini de inceler.

Kişisel ilişki hakkı engellenirse ne yapabilirim?

Kişisel ilişki hakkınızın engellenmesi durumunda birçok hukuki yola başvurabilirsiniz: icra yoluyla kararın zorla uygulanmasını talep edebilir, kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesi davası açabilir ve hatta velayet değişikliği davası açabilirsiniz. Kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi, velayet değişikliği için güçlü bir gerekçe oluşturur.

Velayet davasında sosyal inceleme raporu nedir?

Sosyal inceleme raporu (SİR), Aile Mahkemesi’ne bağlı psikolog, pedagog veya sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanan bir raportur. Uzmanlar, her iki ebeveynin yaşam koşullarını yerinde inceler, ebeveynlerle ve çocukla görüşmeler yapar ve velayetin kime verilmesinin çocuğun yararına olacağına dair görüş bildirir. Bu rapor, hakimin kararını önemli ölçüde etkiler.

Boşanmada her iki ebeveyne ortak velayet verilebilir mi?

Türk hukukunda boşanma sonrasında ortak velayet konusu tartışmalıdır. TMK’nın mevcut düzenlemesine göre boşanmada velayet ebeveynlerden birine verilir. Ancak Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Yargıtay’ın güncel kararları çerçevesinde, belirli koşullar altında ortak velayete ilişkin gelişmeler yaşanmaktadır. Bu konuda bir avukata danışarak güncel hukuki durumu öğrenmeniz önerilir.

Velayeti almak için ekonomik durumun iyi olması şart mıdır?

Hayır, ekonomik durum velayet kararında tek başına belirleyici değildir. Ekonomik açıdan daha güçsüz olan ebeveyn, velayet aldığı takdirde diğer ebeveynden iştirak nafakası talep edebilir. Hakim, velayeti belirlerken çocuğun duygusal bağı, bakım kalitesi, ebeveynin çocukla ilişkisi ve yaşam ortamının güvenliği gibi faktörleri daha ön planda tutar.